06th Kas2011

Louis Armstrong; Jazzın Babası

by admin

Bazıları fakirliğin verdiği hüzünlü çemberi kırarken insanlık üzerinde derin izler bırakır. Louis Armstrong’da fakirliğine rağmen jazz müziğinin üzerinde bıraktığı derin izlerle günümüze kadar unutulmaz şekilde gelmiştir.

1901 yılında New Orleans’lı fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğinde annesi onun yanında birde trompet doğurmuştu belkide. Babası henüz o küçük bir çocukken evi terk etmişti, bu olay onda babalığa karşı derin bir sadakat duygusu oluşturmuştu hatta tarih ona Jazz müziğin babası etiketini gururla vermiştir.

Yahudi bir aileden kendisine Kornet (trompete benzeyen bir müzik aleti) alabilmek için borç para almış (bunu hayatının sonuna kadar unutmamıştır) ve Armstrong’da bu paranın hakkını sonuna kadar vermiş Kornet’i vücudunun bir uzvu gibi kullanmıştır.

Gençlik yıllarında çeşitli sorunlar yaşasa da o döneme New Orleans müzik camiasının saygın isimlerinden Joe “King” Oliver, Armstrong’un dehasını parlatarak onu yaşadığı olumsuzluklardan kurtarmayı başarmıştır.

Armstrong ilk dönem kariyerini Mississippi nehrinin üzerinde çalışan gemilerde temellendirirken bunu yeterli olmayacağını anlayarak Chicago ve Newyork maceralarına atılmıştır. 1920’li yıllarının ortalarında Jazz müziğinin altın çocuğu olarak ismini duyurmaya başlamıştı, Armstrong’un bu yıllarda yaptığı “West End Blues” şarkısında Jazz tarihinin en iyi Trompet solosunu yaparak unutulmazlar arasına henüz genç yaşında ulaşmıştır.

Sesindeki etkileyici ve kulaklarda hüzünlü bir tını bırakan nodül onu farklı kılmıştı, günümüzde bir hastalık gibi görünen durum onu jazz müzik vokali olarak zirvenin en üstüne taşımıştır. 1964 yılında yaptığı “Hello Dolly” albümü Armstrongun en çok satan albümü olmuştur.

Kasım 1958’de Türkiye’ye gelen ünlü müzisyenin konseri başlar başlamaz bir kaosa sürüklenmişti. Uzun süre hazırlıkları yapılan konser başladığında yemek servisi yapılmıştı, çatal kaşık şakırtıları arasında ilk şarkısını tamamlayan ve ardından orkestrasını kulise gönderip kendiside salondan ayrılmıştı. Araya devlet görevlilerinin girmesi ile anlaşmazlık aşılmış ve konser yenilenmişti.

Ünlü müzik ustası 1971 yılının sıcak bir Temmuz günü hayata gözlerini yummuştu. Kulaklarımızda “Günaydın Vietnam” filmindeki “What a wonderfull life” şarkısı onun unutulmaz sesi ile huzurlu bir anı olarak kalmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


9 + = seventeen

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>